2 Mayıs 2012 Çarşamba

Annemin Öyküleri - Fındık Kabuğu


FINDIK KABUĞU



Bu sabah eve iki at arabası fındık kabuğu geldi. Arabacılar çuvallar içindeki kabukları odunluğa boşaltılar. Annem onlar gidinceye kadar söylendi durdu; sonunda yerleri de sildikten sonra rahat bir nefes aldı ve ben dahil herkese kahve pişirdi. Kahveler içilirken her zamanki neşeli anneydi artık. Yalnız biraz da odun alınacak...



Odunluk oturma odasının altında. Odanın tam ortasında bir kapak, kapağın altında da tahta bir merdiven var. Nedense aşağı hep küçük ablam iniyor. Belki de karanlıktan korkmadığı içindir. Her gün birkaç kez iniyor, kovaya fındık kabuğu doldurup bir iki de odun koyduktan sonra yukarı çıkıyor. O aşağıdayken ben kapağın başında dikiliyor, onun merdivenin son basamağına gelince ayrık orta dişleriyle bana bakarak gülümsemesini bekliyorum. Acaba bir gün ben de iner miyim oraya?



Şimdilik sobanın gürüldeyen sesini dinliyor, annemi seyrediyorum. Annem mantı hamuru açıyor. Muşamba örtü serili masanın üstünde küçük, kalın, yuvarlak hamur topağına merdaneyi ileri geri biraz bastırıyor. Topak azıcık büyüyor. Sonra annem üstüne biraz un serpip merdaneyi tekrar dolaştırıyor, bu kez sağa sola da bükerek. Tekrar un, tekrar merdane. Hamur topağı gitgide büyüyüp inceliyor ve sonunda kocaman, ince bir yuvarlağa dönüşüyor. O zaman annem bıçağı eline alıyor, yuvarlağı köşelemesine ince dilimler halinde kesiyor: önce soldan sağa, sonra sağdan sola. Ortaya çıkan küçük kareleri tek tek alıyor, ortasına önceden hazırladığı kıymadan biraz koyuyor ve kareyi yine köşelemesine kapatıp kenarlarını başparmağıyla ezerek birleştiriyor. Mantılar gitgide çoğalırken birkaç tanesini de sobanın üstüne koyuyor. Küçük muskalar küçük cızırtılarla yavaş yavaş kızarmaya başlıyor. Sonra annem bir tanesini eliyle sobanın üstünden alıyor, biraz üflüyor ve bana uzatıyor. “Hadi, aç ağzını!”



Saf hamur ve kıyma karışımı. Çıtır çıtır kızarmış.



Ateş harını aldı, artık mangala alınabilir. Kırmızı bakır mangal, içine kırmızı közler konunca iyice kızıllaştı. Birazdan dedem küllerde elma ya da patates közlemesi yapacak. Ve gece ablam, nakışını işlerken onunla ısınacak. Ateş gece boyu için için yanacak.

 Saadet Arıkan Özkal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder